Paul Martin Making Happy People kitabında diyor ve ben de görüyor ve inanıyorum ki; mutlu insanların ortak özellikleri şunlarmış, ben kendimce çevirerek yazıyorum, isteyenlere yanında İngilizcesi de var. Martin 18 tane madde sıralıyor herhangi bir öncelik sırası olmadan, ben kendi seçtiğim ilk beş tanesini bu yazıda paylaşıyorum. Diğerleri belki sonra…
Bağlantılı olmak: (connectedness)
Başkalarıyla yakın ilişki kurabilmek, kurmuş olmak, gerçekten yakın ilişkide olduğun insanların sayısı, sadece merhabalaşmak değil, derin ilişki, kişisel ilişkiler, hani o bir elin parmağını geçmez dediğin cinsten ilişkiler.
Eyleme çağrım: Geçsin. Yatırım yapın ilişkilerinize, ilgilenin arkadaşlarınızla, eşinizle dostunuzla, beklemeyin onlardan gelsin diye, başlatın, arayın sorun, onlara da iyi gelecektir bağlantılı olmak.
İş ortamı için: İnsanların birbirleriyle bağlantı kurabilecekleri ortamlar yaratın, yöneticiler olarak birbirinizle vakit geçirin (en azından bir başlangıç), bağlantı kurmak adına herkese herşeyi “cc” yapmayın, işlemez. Her bağlantı ortamında gerçek ilgi olması gerekiyor.
Aşırı endişeden uzak olmak: (freedom from excessive anxiety, fretting only when there are good reasons to fret)
Adı üstünde gerçekten endişelenmeyi gerektirecek bir durum olduğunda endişelenmek.
Eyleme çağrım: Endişelenmeyin, gerçekleri görün, perspektifinizi zorlayın.
İş ortamı için: Belirsizlik durumları en endişe verici durumlar, 2009’da bunun çalışanlar üzerinde etkisini, hem de mutsuzluğa götüren tarafını gördük. İnsanları belirsizlik durumlarında bırakmayın. Herşeyi açıkça paylaşın, durum gerçekten belirsizse, belirsizlik durumunu dahi paylaşın. Yoksa bilgi olmayan ortamda insanlar kendi bilgilerini üretecekler, yazacaklar, felaket senaryolarını oluşturacaklar, inanacaklar ve daha da endişelenecekler.
İletişim beceriklisi olmak: (communication skills)
Mümkün olan tüm kanallardan bilgi, duygu ve düşünceleri doğru alabilmek, algılayabilmek, ve kendi bilgi, duygu ve düşüncelerini doğru iletebilmek.
Eyleme çağrım: Şu iletişim işini öğrenin. Kendinizi etkin (net ve doğru, şeffaf) ortaya koyun. Başkalarından açıklıkla geribildirim alın, size bir şey söylemesi kolay olsun.
İş ortamı için: Aynen.
Kendi dışına odaklanmak: (outward focus)
Sürekli ne oldum, ne olacağım diye kendine odaklanıp karalar bağlamak yerine, daha ziyade çevrendekiler ve etrafındaki dünya hakkında düşünmek, onlara değer katmak üzere kafa yormak.
Eyleme çağrım: Şimdi hakkımda ne düşünecekler düşüncesi geldiğinde at. “Ben ne olacağım” diye düşünüp bir cevap da bulamıyorsan, dışarda ilgini çeken bir alana veya ihtiyacı olan birine yardım etmekle başla.
İş ortamı için: Yöneticiler olarak hizmetin akış yönünü unutma. Kendine odaklanıp, “ne güzel oldum” diye düşünmek yerine, ekibim olsun diye ben ne yapabilirim, nasıl yardımcı olabilirim, diye kafa yor.
Mizah: (humour)
Kendine ve hayatın saçmalıklarına gülebilme becerisi.
Eyleme çağrım: Kendinle dalga geç. Otur yaz ne matrak, saçma tarafların olduğunu, eğlen.
İş ortamı için: Kendini değil yaptığını ciddiye al. Kendinle dalga geç. Hatta herkesin önünde. Başkalarıyla ise asla.
Düzenli “akıp gitme” tecrübeleri yaşamak: (regular experience of flow)
Geçtiğimiz yazılarda değinmiştik. Eyleme çağrısı bir önceki yazıda.
Dayanıklılık: (resilience)
Zor durumlarla yıpranmadan yıpratmadan başa çıkabilme becerisi, yere düşse de tekrar kalkabilme ve devam edebilme, gerektiğinde bir sonraki diyebilme becerisi.
Eyleme çağrım: Dayanın.
İş ortamı için: Bu konuda kendinizi geliştirin, hem kendiniz, hem etrafınız için. Şensezgin-Kurmuş’un yıpranmadan yıpratmadan programına katılın. (ee bir kerelik de bir reklamımız olsun)
Eyvah ilk beş dedim, yedi olmuş. Diğerlerini belki Paul Martin’in ağzından takip etmek istersiniz. Bırakıyorum.