Geçen gün yine temel esin kaynaklarımdan TED Talks’da Alain de Botton‘ı izledim. Başarı tanımı ile ilgili yaptığı konuşmasının her parçası ayrı değer teşkil etse de yukarıdaki başlıktaki cümlesi dikkatimi çok çekti. Benzer okullar, benzer geçmişlerden gelen insanlar kurumsal yaşama giriyorlar. Kimileri bir yerlere geliyor. Kimileri gelemiyor. Siz eğer gelemeyenlerdenseniz aynı şekilde yetkin olsanız dahi gelememiş olmanın ağırlığını yaşıyorsunuz. Bu ağırlık da özel olarak kıskançlık şeklinde yaşanıyor.
İngiltere kraliçesi gibi insanlarla kendi aramızdaki fark çok daha fazla bile olsa onu kıskanmıyoruz çünkü o başka bir dünya. Biz yine o benzer geçmişlerden olan insanlarla karşılaştırıyoruz kendimizi. Kızgınlık ve küskünlük de başlıyor.
Önerileri:
- Okul mezuniyet buluşmalarına gitmeyin (şaka deği).
- Şans faktörünü unutmayın.
- O yerlere gelmiş olanlardansanız kendinizi abartıp başkalarını aşağılamayın, kibir kurbanı olmayın. Bir tek siz yetkin, başkaları yeteneksiz, beceriksiz değil.
De Botton ile beraber benim önerim, kendi başarı tanımınızı yapın, herşeyde eş zamanlı başarılı olunamayacağını hatırlayın. Yani aslında kendinizi bilin–bu aynı zamanda Socrates ve daha bir sürü başkası tabii.
Not: muhakkak bu konuşmayı dinleyin.
Not 2: Ben bu yazıyı yazmadan arkadaşım İlker Canikligil de bloguna almış. Üstelik okuyucularından biri bir ksımını Türkçe’ye bile çevirmiş. Arkadaşlarınız önemli. Aynı görüşleri paylaşmasanız da görüş seviyesinde olan insanları etrafınıza alın, kişisel gelişiminizi sürdürebilmek için eşit veya üst entellektüel sermaye önemli. İş hayatımızda da bu yüzden hep kendimizden daha iyilerini işe almaya çalışıyoruz.