Oğlum Ali ağlayarak gelip sokakta arkadaşlarının yaptıkları yüzünden ne kadar zor durumda kaldığını, vurmak ve itişmek yerine kendini sakinleştirdiğini, ancak çok zorlandığını ve acı çektiğini söylediğinde çok üzüldüm. Biraz da daha sekiz yaşında acı çekme ifadesini kullanmasına şaşırdım.
Bir sonraki gün bir seminerde Yankı Yazgan’dan Ali’nin sözlerinin ardındaki mantığı duyunca çocuğun ne yaşadığını çok daha iyi anladım.
Çocuk iyi çocuk olmak için fiziksel acı çekiyor. Ne kadar zor bir şey iyi çocuk olmak.
Insan beyni hemen yapmak ve herkesin yaptığını yapmak üzere programlanmış. Yani hemen yapmadan edemiyoruz ve herkesin yaptığını yapmadan yapamıyoruz. Bu iki durumun dışında davranmak bayağı güç istiyor. Böyle bir durumda, yani herkesin yaptığının dışında birşeyler yapınca, yapmak zorunda kalınca, thalamus aktifleşiyor. Thalamus beyinin acı çekmek ile ilgili bölümü. Böyle bir şey yaptığınızda fiziksel acı çeker gibi zorlanıyorsunuz, hatta acı çekiyorsunuz. Herkesin söylediğinden farklı bir durumu savunmanın zorluğunu düşünün. Bu sıkıntıya değer mi?
İş hayatında da dikkat gerekiyor.
Biz yöneticiler olarak çok dikkat etmeliyiz. Çalışanlarımız ters fikirleri ortaya sürdüklerinde teşvik etmeli ve takdir etmeliyiz. Fikir gelmediğinde ne kadar zor olduğunu görerek bilinçli olarak tetiklemeliyiz. Bu şekilde çıkışlar yapabilen takım üyelerimizi görmeli ve desteklemeliyiz. Ses gelmemesinin sebebinin biz yöneticiler olabileceğini de düşünüp kendi tarzımızı sorgulamalıyız. Acaba başka fikirlere çok mu tahammülsüzüz? Çok mu sertiz? Yöneticilik kolay, ya yöneticiye karşı fikir ortaya koymak? Hem yürek hem thalamus ister.