(yenilgimizim üzerinden iki hafta geçtikten sonra yazabilirim artık diye düşündüm.)
Fenerbahçe Galatasaray maçından birkaç saat önce pek farkında olmadan yolum Kalamış’a düştü. Kalamış sarı lacivert formalarla doluydu, tıklım tıklım. Tek yürek, tek ses ve yüksek ses, yüksek bağlılık ve yüksek sevinç. Daha maç başlamadan galibiyet kutlaması başlamıştı. O insanlar o formayı çıkarmak yerine ölmeyi tercih eder gibilerdi nerdeyse. Kimliksiz ancak tek kimlikli onca insan.
Ben ne düşündüm?
- Firmanızın formasını tüm çalışanlarınız bu hislerle giyer mi?
- Forma yapsanız insanlar giyip sokağa çıkarlar mı? Bu gururla sırtlarında taşırlar mı?
- Ya müşterileriniz o formayı giyip, dışarılarda bir saatliğine dahi olsa firmanız için bağırırlar mı? (ya da gerçekten çıkıp yapmasalar da buna aday olacak müşteriniz var mı?)
Kurumların bütün bağlılık (çalışan/müşteri) programları aslında bunları yaratmaya oynuyor. Cevap hayırsa, daha yolunuz var.
(madalyonun öbür yüzü sonraki yazıda)