Avusturya’da Arkadaşım Bahar Mehmetzade’nin otelinde kalıyorduk. Akşam yatmadan önce biraz sohbet etmek için Bahar’ların odasına uğradım; giderken Sima’ya da (Bahar’ın beş yaşındaki kızı) küçük bir paket şeker götürdüm. Sima şeker paketini açıp ağzına bir tane attıktan sonra bana uzatarak “alır mısın?” diye sordu. “Biraz önce dişlerimi fırçaladım, alamam” dedim. Sima’nın cevabını beklemiyordum: “olsun, bir daha fırçalarsın.”
Ne kadar doğru; olsun bir daha yapabiliriz. Ne kadar rahat, dayanıklı, açık ve cesur bir cevap. İş ortamında maalesef olsun bir daha yaparız’lardan uzak kalarak kimbilir ne fırsatlar kaçırıyoruz. Şu andaki durumu, ya da rahatımızı bırakıp gelecekteki bir fayda için bir harekete geçmekten kaçınıyoruz. Bazen iki iş olmasın diye, bazen ne getireceğini net olarak görmediğimiz için. Rahatlık alanımızdan hiçbir zaman çıkmıyoruz. Çoğu zaman, ne alışkanlıklarımızı zorluyoruz, ne başkalarının önerilerini değerlendiriyoruz, ne yeni şeyler deniyoruz.
“Olsun bir daha fırçalarsın” lafı hayatın aslında ne kadar kolay olabileceğini, ancak bizim davranışlarımızla onu nasıl da zorlaştırabildiğimizi hatırlattı bana. Ölüm yok ya sonunda, olsun bir daha fırçalarız.
Risk almayı, karar verip ilerlemeyi, denemeyi, bir daha denemeyi unutmamak lazım.