Şensezgin Kurmuş » Fotograf

 
»
M
E
N
U
«
Yaratıcılık (2): Kocamın fotoğraf makinesi ve “sex and cash theory”
13 Ağustos 2009, Zeynep

İş ortamında iş-yaşam dengesi konuları konuşulmaya başlanıp, aynı hızla kapanırken, ev ortamımızda birden eşim fotoğraf makinesi almak üzere kenara bin dolar ayırdığını söyledi. O an bir çığlık attım ve sanki eşim “dün başka bir kadınla birlikte oldum” demiş gibi bir tepki vermişim.

Fotoğraf makinesi lafıyla birlikte birden gözümün önünde bir film şeridi geçti: eşim, bir takım fotoğraf makinesi sahibi arkadaşlarıyla birlikte vapura binip adaya gidiyor, erguvanların resmini çekiyorlar; bir takım sahneleri “ne kadar müthiş” diye yakalıyorlar; günlük konuşmalarında “ışık çok güzel” gibi sözler geçiyor; bunun üzerine bir saat konuşup sonunu da teknik bir lens büyüklüğü sohbeti ile bağlıyorlar. Bu önemli bir gündem haline geliyor günlük hayatta. Bu arada eşim sanat söylemleri, anlamlı sanat üretebilmek ve yaptığı ah ne yüce birşey ve bunu anlamayanlar ah ne aciz inancıyla yaşamını sürdürüyor. Daha da kötüsü yaptığı şeyler ne yazık ki etrafa değer katacak güzellikte değil. Tabiri caizse “kötü işler.” Üstelik iş hayatını da bırakmak üzere. “İş hayatındaki bir takım ilişkiler ne kadar kötü ve kurumsal yaşam insanı ne kadar kısıtlıyor aslında ve öldürüyor” diye söyleniyor…

Bu arada geride sonuç üretilmesi gereken gerçek bir hayat var, iyi ve kötü taraflarıyla. Ve ne yazık ki bu hayatta faturaların ödenmesi gerekiyor.

Benim tepkim bunaymış meğer.

Hugh MacLeod yaratıcılık için sekizinci sıradaki önerisinde “keep your day job” (işinize devam edin) diyor; bunu dasex and cash” teorisi ile de açıklıyor. Yaratıcı bir insanın genelde iki işi olur: birisi seksi/yaratıcı olan, öbürü de faturaları ödeyen, para getiren. O yüzden kendi ufkunuzu geliştirecek işleri yapabilmek için para getiren işi sürekli kenarda tutun, diğer vakitlerinizde de o yaratıcı, beğendiğiniz, bütün benliğinizle sarıldığınız işi yapın. Yaratıcı iş, gerçekten başkalarına da değer katacak kadar iyiyse, kendiliğinden sizi geçindirecek bir değere de sonradan bürünebilir, hem de siz pek uğraşmadan. Doğrudan o yaratıcı ve seksi işi yapacağım diye para kazandığınız işinizden ayrılırsanız üstün derecede iyi de değilseniz nakit yaratamayıp telef olmak işten bile değildir. Kalın harflerle yazdığım buradaki kritik mesele.

Çalışanlara önerim, ya da çalışma hayatına gireceklere önerim: işinize girin, beğendiğinize giremiyorsanız, herhangi bir işe girin (cash). Beyninizi ve benliğinizi doyuracak ikinci işi kalan zamanınızda yapın (sex). Nereden bulacağız o zamanı? Kimse kolay olacağını söylemedi. Daha fazla çalışmanız gerekiyor, ancak ikincisi zaten ruhu o kadar doyurucu ki çalışırken yorulmuyorsunuz, öbürü ise geçiminizi sağlıyor.

Biz yöneticiler için: oturduğu pozisyondaki iş, o çalışanınınız için “cash” işi ise, çalışanlarınızı diğer zamanlarda daha yakından tanıyarak veya keşfederek, “sex” işi veya uğraşı bulabilecekleri platformu aynı iş ortamında ya da çevresinde yaratın. O tatmin ve keyif duygusunu yaşamayı tetikleyecek insan yine kurumundan çıkmış olsun gerekirse. Böyle bir yaratıcı hobisi/işi olmayan insanları da zorlayın bu kanala yönelsinler, bir seksi uğraş bulsunlar. Bulabilirler merak etmeyin–illa ki herkesin içinde bir yaratıcı çocuk gizli çünkü, sonradan böyle oluyoruz. İkinci işteki yaratıcılık muhakkak “cash” işe de zamanla yansıyor. Örneğin kurumlardaki sosyal aktivite kulüpleri bunun için başlangıç olabilir, ancak hakkını verdirirseniz.

Not: Tabii eşim ilk paragrafta tarif edilen film sahneleri seviyesine hiç gitmedi, gitmez de büyük ihtimal ama benim o günkü tepkim sanırım o sahnelerin gözümün önüne gelişi ve ardından düşülecekmiş gibi gelen “kurban” muhabbetiydi.

Birlikte işin gerçeklerini kavrayalım (Fotoroman)
2 Mayıs 2009, Zeynep

Calisanlar1

Çalıştılar . . .

Calisanlar2

Onlar da çalıştılar . . .

Calisanlar3

Çok kafa yordular . . .

Calisanlar4

Kazandılar.

Çok keyifli ve yararlı “Bugünün İşini Yönetmek” programına katılan herkese çok teşekkürler.


»  WordPress kullanıyoruz.  »  Ahren'e Ahimsa teması için teşekkürler.
© 2009 Şensezgin Kurmuş. Kaynak göstererek alıntı yapabilirsiniz.