
“Adam içki masasında belli olur” lafının benim için eşdeğeri “adam top sahasında belli olur”. Bu bugünün inasn kaynakları camiasında gözlenbilir davranış, yetkinlik bazlı mülakat, seçme değerlendirme, geliştirme gibi kavramların hepsinin kesiştiği bir söz bence. Gözlerimizde yaşlarla milli basketbol takımımızın başarısını izlerken ve sahada desteklerken işte ben de gözlenebilir davranış üzerine “iş” takımımı oluşturdum:
Sinan Güler: görev adamı, sırtınızı dayayacaksınız. Potansiyelini sonuna kadar her defasında ortaya koyacaktır. Burada potansiyel ve her defasında lafları önemli.
Ömer Onan: Takım, sayesinde ilk defa ilk beşi buldu. Tek özellikle, takımın tipini değiştirdi. Tüm diğer oyunculara kendi özel özelliklerini ortaya çıkarmaları için örnek oldu. Kendilerine kendilerinde olanla güvenmeyi gösterdi. Miş gibi yapmadı, geçen sene yoktum diye gönül koymadı. Ömer’in adını koymak çok net olunca, diğerlerinin de adı kondu. Hız. Hızın avantajı ve dezavantajı ile birlikte.
Kerem Tunçeri: Sağlam oyuncumuz, gözükmeden takımını götürecek, güven verecek, hiç oyundan düşmeyecek. Herkesi katkı yapması için destekleyecek iş arkadaşım.
Ender Arslan: Ender iyi bir satışçı, cazibeli vatandaş. Kıvılcımları rakibi de yakar bizi de. Moral verir, kendi morali çabuk düşünce oyundan düşebilir.
Kerem Gönlüm: Rolü belli, her zaman destekçi, tehdit oluşturmayacak, kaleyi de koruyacak, kendini bilir, o rolün hakkını verir. Gurur duyar. Başka birşey bekleyemezsiniz.
Oğuz Savaş: Yavaş yavaş, sağlam sağlam öğrenme yolunda. Her zaman talimatla çalışabilir. Kendisi üzerine ek koyana kadar daha birkaç senemiz var. Bu yüzden yedek.
Ömer Aşık: Türkiye’nin en dayanıklı vatandaşı. Dayanıklılığı bugünü yetkinlik sözlüğünde düşüp düşüp tekrar ayağa kalkabilen, yola devam edebilen diye tanımlıyoruz. Böyle bir gelişmeyle her defasında daha da az engele takılarak ilerleyecek. Ayağına kuvvet ömer. (tabii Tanjevic’in kendisine olan yüksek inancının da katkısı çok)
Semih Erden: Semih için de iş hayatında yeni bir satışçı pozisyonu diyebiliriz. Yakından takip ve yönlendirme gerek, parlak hareketleri henüz istikrarsızlıktan dolayı bir yetkinlik değil. Bu aşamada sadece yarattığı hoş sürprizler. Çalışma (pratik) ve kendini bilme ile ilerleyecektir. Buna olgunluk deniyor iş hayatında, eğer şimdiden “ben oldum zaten” demezse. Aklını ve potansiyelini biraraya getirebilirse çok tehlikeli olabilir rakipler için. Yoksa çabuk sönebilir.
Cenk Akyol: Potansiyeli doğru belirlemiştik. Çok umutlarımız vardı. Bazıları bu potansiyeli besleyip açığa çıkarabiliyor (cultivate the potential). Bazılarında potansiyel olduğu gibi kalıyor. Çalışarak bu potansiyeli açığa çıkarmak lazım. Tembelleşmeyelim. Haydi Cenk. Potansiyel yetkinlik demek değildir.
Barış Ermiş: Maalesef gözlenebilir davranış boyutunda kanıtımız yok. Yetkinlik değerlendirme böyle birşey işte.
Ersan İlyasova ve Hidayet Türkoğlu son ikiye kaldı: bu iki adam tek başlarına başka herhangi bir takımda oynama ve etki yaratma yetkinliğindeler. Hem yetkin hem de çok fonksiyonlular. Basketbol oyuncusu iş tarifinin tamamını gözlenebilir davranış boyutunda her defasında ortaya koyuyorlar. (bir maç iyi oynamamak herkesin hayatında olabilir arada, yetkinlikle alakalı değildir. Ayrıştırmak lazım.)
Mevcut durumda İlyasova ve Türkoğlu dışındaki hiçbir oyuncumuz tek başına (all around) oyuncu olarak turnuvaya katılmış diğer takımlarda ilk tercihte bence yer bulamazlar. Olsun. Ancak “bizim takım da başka hiçbir oniki kişilik kadroyla da olmaz” diyecek kadar iyi bir iş başardık.
Elinize sağlık.
Tanjevic ve yöneticilik ise bir sonraki yazıda.