Şensezgin Kurmuş » Namus Meselesi

 
»
M
E
N
U
«
Namus meselesi
30 Haziran 2009, Zeynep

Saçımın boyası ve tipi son haddini doldurmuş. Ben, “iki gün daha dayanır, Pazartesi Salı günkü iş görüşmelerimi de belki atlatır” diye düşünerek ve babalar gününü vesile bilerek çok uzun zamandır görmediğim annemleri ziyaret etmek üzere, Cumartesi günü yengem Şebnem ve yeğenimle birlikte Sapanca’ya gitmeyi tercih ettim saçımı yaptırmak yerine. Annemlere varıp sohbete başladığımız anda Şebnem birdenbire “ayyy bu halde insan içine çıkamazsın, hemen git saçını hallet” dedi. Kuaförümün çalışmadığı tek gün Pazar. Yeni ikizleri oldu, muhtemelen başka planları var ve ben bu sırada Sapanca’dayım. Arayamayacağıma karar verdiğim anda Şebnem üsteledi “ara bir sor belki Pazar gelebilir.” Çekinerek mesaj attım, Cumartesi akşamüstü, acaba gelebilir mi diye. Hatta “zor olacaksa bu sefer yengemin kuaföründe halledeyim” diye de ekledim. Hemen telefonum çaldı: “olur mu hiç öyle şey, saat kaçta İstanbul’da olursun, ben gelirim, namus meselesi” dedi. Pazar günü ben Sapanca’dan yola çıktım, salona vardığımda anladım ki kuaförüm de Silivri’den yola çıkmış. Bunu bana söylememişti bile.

(Ben Kuzguncuk’ta oturuyorum. Kuaförüm Yeşilköy’de. 1992’den beri müşterisiyim kuaförümün, bağlıyım, kendisi sekiz semt değiştirdi bu arada, ben dört. 1992’den beri saçıma başka boya veya kesim yapmadım. Arada çok uzak diye başka yerleri denediğim oldu. Denediğim her yer beni yeni müşterisi yapma fırsatını ellerinden kaçırdı. Beceremediler, halbuki İstanbul trafiğinde bu yol beni gerçekten yormuştu.)

İşte bu. Hizmet kalitesi diye yırtınıyoruz şirketler olarak. Bugün kaç tane firmanın müşterileri onun için namus meselesi? Müşterilerine kendi namus meseleleri gibi davranıyorlar mı?

Hele Türkiye’nin en büyük, en güçlü, en prestijli firmalarının müşterileri acaba kendilerini “namus meselesi” olarak hissediyorlar mı? Buna oynuyor mu bu firmalar, ve aslında bu firmaların biz müşterileri olarak bunu hissetmemiz gerekmez mi? Bunu hakketmiyor muyuz? En azından her karşılaşma anında böyle hissetmemiz gerekmez mi? Biz bu firmaların namus meseleleri miyiz yoksa üzerinden para kazanılan bir takım veriler miyiz? On senedir müşterisi olduğum firmalardan böyle bir yaklaşımı beklemez miyim? Sayın Türkiye’nin ilk elli firmasını, acaba bu konuda neredeler?

Müşterilerimiz bizim namus meselemizdir. Buna göre kurduk şirketimizi.
Namus meselesi bağlılık getirir, memnuniyetten çok daha güçlü bir kavramdır.
Firma olarak kendinize güveniyorsanız, namus meselesi hikayelerinizi bekliyorum.
Tabii ki müşterilerinizin ağzından.

Hodri meydan!

Not 1. Tabi kuaförde bu kavram geçerli olabilir, nihayetinde kendi işi, öbür firmalarda çalışanı müşteriyi bu şekilde hissettirecek şekilde davranmaya yönlendirmek mümkün değil. Diyebilirsiniz. Böyle bir itirazı kabul etmiyorum. Bu koca kulelerde oturan şirket yöneticilerinin hiçbirinin oturduğu pozisyonun hakkını vermediği anlamına gelir. Yöneticiler olarak varlık sebebimiz bunu başartmak.

Not 2. Şu andan itibaren namus meselesi radarımı oluşturmaya ve açık tutmaya karar verdim. Bu radara tutulan ve kaydadeğer olumlu veya olumsuz namus meselesi hikayelerini belki burada yayınlayabiliriz. Radara dikkat.

Not 3. Son olarak da bu kavramı, yani bu bağlamdaki “namus meselesi” kavramını başka hiçbir ülke bizim gibi anlayamayacağı için, aslında bunu Türkiye’nin çıkışı olarak görüyorum. Belki bir başka yazıda açarım bu fikri.


»  WordPress kullanıyoruz.  »  Ahren'e Ahimsa teması için teşekkürler.
© 2009 Şensezgin Kurmuş. Kaynak göstererek alıntı yapabilirsiniz.