Şensezgin Kurmuş » Dil

 
»
M
E
N
U
«
Böyle ay tasviri olur mu?
14 Aralık 2009, Zeynep Kurmuş

So Distant

Yine Proust.

“sometimes in the afternoon sky a white moon would creep up like a little cloud, furtive, without display, suggesting an actress who does not have to “come on” for a while, so goes “in front” in her ordinary clothes to watch the rest of the company for a moment, but keeps in the background, not wishing to attract attention to herself”

Ve ben sadece ne kadar güzel diyebiliyorum. Kısır, klişe.

Ay klişelerinden kurtulmanın yolu gerçekten bakmak, görmek için bakmak ve başka birikimlerle yansıtmaktan geçiyor demek ki. Yönetim klişelerinden kurtulmanın yolu da.

Çalışanların kendi dillerini oluşturmalarını sağlayın
10 Aralık 2009, Zeynep Kurmuş

Çalışanlar kendi dillerini oluşturuyorlar; simülasyon eğitimlerini bu yüzden seviyorum. Katılımcılarımız deneyimlerini dillendirdiklerinde hergün kullandıkları kavramların gerçekten ne anlama geldiğini çok daha iyi anlıyorlar. O zaman da kendilerini ifade ederken çok daha fazla kendileri gibi oluyorlar, ağızlarından çıkanlar başkalarının yazdığı replikler değil, kendi doğal sesleri oluyor.

Cheating

Yine müşteriyi kaybetmemek çok önemli diyorlar ama bunu başka türlü söylüyorlar.—“müşteri kaybetmemeliyiz” laflarını böğürlerinden söylesinler, şuralarından hissetsinler istiyorum derdi bir müşterimiz eliyle karın boşluğunu gösterek.

Dili yoksa düşüncesi de yoktur insanın.

“Nakit kraldır” ne demek? “Şirketin nakit üretme becerisi” ne demek? Çalışanlarınız bunları biliyorlar mı, yoksa başkalarından duyduklarını tekrarlayıp duruyorlar mı?

Böyle ilan olur mu?
17 Kasım 2009, Zeynep Kurmuş

Geçenlerde Hürriyet’in İnsan Kaynakları ekinde gördüğüm bir ilan beni çok etkiledi:

Graphic Designer

  • Comprehend that design in any field principally depends on creating ideas
  • Experienced at what a great idea is, how it is created, and understand that the value of an idea does not at all lie in the medium, but in its very own power
  • Know that BTL is not below the line, but is the basis of brands, not at all less significant than ATL
  • Believe in the fact that great design is not confined to one’s capabilities, and is closely related with one’s understanding of the world
  • Aligned to the work, not to working hours
  • Confident enough to believe in self under all circumstances, yet modest enough to appreciate the role of a team in the creation of great ideas
  • Considerate enough to listen to others
  • Define self first and foremost as a designer although their professional background and position deserves titles such as art director, senior art director or creative group director


(Hürriyet İK, 15 Kasım 2009, sayfa 6)

Etkilenmemin birkaç sebebi var.

  • ilan pozisyon için hangi deneyim ve becerilerin gerekli olduğunu bazı deneyimleri gerçekten yaşamış biri için açıkça ifade ediyor
  • Bu deneyim ve becerilere sahip olanların bunlardan bağımsız olarak  iş ortamında düştükleri tuzakları ortaya dürüstçe koyuyor
  • Bu tuzaklara düşmemek için firmanın kendi ortamında nasıl davranışlar beklediğini de net olarak belirtiyor

Bu bilgilendirme sonradan mesele olacak yönetsel ve davranışlar tuzakları daha iş ilanı seviyesinde öngörüyor ve bundan anlayacak olgunluktakileri  ortama davet ediyor. İnanılmaz bir zaman kazancı.

Bugün yöneticilerin zamanlarının çoğu yukardaki meseleleri “mesele” edinen çalışanları tekrar iş ortamına ve odağına çekip motive etmekle geçiyor. Buna da bugün insan yönetimi deniyor. Daha ilan seviyesinde bunu yönetmeye başlamak bence harika bir fikir. Ve şu ana kadar gördüğüm tek örnek (dikkatinizi çekerim bu ilanda çoğu yerde gördüğümüz takım çalışmasına açık yenilikçi düşünecek gibi şeyler yerine tüm bu kavramların o iş pozisyonunda gerçekten ne anlama geldiğini gösteren açıklamalar var. Tam o işe özel. O yüzden başarılı.)

Şimdi sıra seçim aşamasında. Adaylar arasından gerçekten buna en uyanı ayırt etmek gerek. Bol şans ve başarılar dilerim. Çünkü ayırt etmek o kadar da kolay değil. İşe alım süreçleri bu tür yaklaşımları ortaya çıkartacak uzunlukta değiller. Adayda  bunların bazılarını görmek için birlikte bir süre çalışmak gerekiyor. İyi planlanmış dedenem sürelerinin bu konu da çok yararlı olduğunu düşünüyorum. Hele ki yolun başında beklentiler üzerinde anlaşılırsa.

Not: Çalışmaya başlamadan da adayların bu tip “hayata bakış meseleleri” artık bazı araçlarla anlaşılabiliyor. Bu konu hakkında özel sohbet etmek isterseniz bizi arayın.

Aslında “appreciate edilmemesi” gereken şeyleri görmezden
geliyor, hatta nerdeyse “appreciate ediyoruz”
30 Mart 2009, Zeynep Kurmuş

Ya ben bu konuda fazlasıyla kuvvetli bir görüş sahibiyim, o yüzden dikkatimi çekiyor, ya da son zamanlarda gerçekten daha sık karşılaşıyoruz. Çoğu çok uluslu şirketlerin ya da yerel olup da uluslararası iş yapan grupların, çok iyi yetişmiş, kurumlarına göre yüksek performanslı insanlarının, memlekete örnek olacak firmaların, dilleri gittikçe yabancılaşıyor. Bize değer katacak olanlar, bizi ileriye götürecek olanlar, bizden uzaklaşıyor.

Çok ulusluluk çok dillilik getiriyor. Bunu kucaklayalim, her ülkede dil engeliyle karşılaşmadan sonuç üretebilelim, çok güzel. Ancak çok dillilik hiçbir zaman yarım dillilik olmamalı. Türkçesini getirememe tembelliği en büyük düşmanımız olmalı. Tamam teknik terminolojide yabancısını, Türkçesini söyledikten sonra devam edelim, ancak “discover etmek, structure etmek, başka bir concern de, deadline’lara uyalım, retain etmek” kabul edilebilir değil. Karşındakine önem vermeme, anlamaya tenezzül etmeme, doğru aktarmaya yeltenmeme demek. O zaman anlaşılmayı, hayran kalınmayı da beklemeyelim. Bu bir güç değil, güçsüzlük belirtisi adeta.

Lütfen kendimizi zorlayalım. Artık kelimesi yoksa, unutmuşsak, tekrar hatırlayalım, ya da yenisini öğrenelim. Okuyalım. Başka çaresi yok.

Kelimesi aklına düşmezse düşüncesi de yoktur. Dilin yoksa fikrin de yok. Ben ona üzülüyorum.

Not: Bir yerde okudum: “Das hertz bleibt immer jung”. Aklıma ingilizcesi geldi: “The heart stays young forever.” “Kalp hiç yaşlanmaz. Kalp hep genç kalır” diye doğrudan tercüme ile konuşurken/okurken, görüyorum. Nermi Uygur “gönül kocamaz” diye çeviriyor, ağlıyorum yitirdiğim dilimizin güzelliğine.


»  WordPress kullanıyoruz.  »  Ahren'e Ahimsa teması için teşekkürler.
© 2009 Şensezgin Kurmuş. Kaynak göstererek alıntı yapabilirsiniz.