Şensezgin Kurmuş » Dinlemek

 
»
M
E
N
U
«
Montaigne neden her yöneticiye lazım?
25 Eylül 2012, Zeynep Kurmuş

Herkes geleceğe odaklanırken ben sizi bir beşyüz yıl öncesine götürme peşinde değilim ama, bugün Montaigne’i anlamanın yöneticilere yeni ufuk açacağını düşünüyorum (Bu dönem Montaigne’le ilgiliyim ben de onu yazıyorum.) Benim yönetsel olarak çıkarsamalarım aşağıdakiler; tabii Montaigne vari, “böyle olabilir, fakat gayet doğal olarak olmayabilir de” diyebilirim.

Hepimizin deneme türünün babası olarak bildiği Montaigne’e bugünün dünyasının referanslarıyla yakınlaşmak için Sarah Bakewell’in How to live: A Life of Montaigne in One question and Twenty Attempts at an Answer’ı okumanızı öneririm. Sonra yine geçmişe Stefan Zweig’in Montaigne biyografisine de dönersiniz. Kendi “Denemeler”ini söylemiyorum tabi, doğal olarak isterseniz ona da tekrar göz gezdirirsiniz.

1. Eserinin ismi, “Denemeler”: Deniyor Montaigne, herhangi bir somut ve nihai çıkarsaması, bastırması ve savunması yok. “Essai” kelimesi (onun üretimi Fransızca denemek anlamına geliyor). Bu herbir görüşü açıklıkla duyabilme, oynayabilme ve sonradan o duruma ve/veya başka durumlara da yansıtabilme anlamına gelebiliyor. Karşıt fikirleri rahatlıkla kucaklayabiliyor ve hatta bir sonraki sayfa dönüp savunabiliyor ve kimse Montaigne’i döneklikle de suçlamıyor. Yöneticiler olarak denemeye ne kadar açığız, çalışanların denemelerine ne kadar izin veriyoruz, teşvik ediyoruz, denerken sonuç beklemediğimiz bir yere gittiğinde bu sonucu ne kadar kutluyor, kucaklayabiliyoruz, denemelerimizden ne kadar zihnimizi ve kendimizi besleyici yeni şey öğrenebiliyoruz, öğrenilmesini teşvik ediyoruz? “thinking out of the box, challanging the status quo/Alışılmışın dışında düşünmek, statükoyu zorlamak” gibi kavramlar Montaignesiz nasıl yaşanır?

2. “I hold back.” veya “I suspend judgement” (geri durma, yargıyı erteleme, hükmü askıya alma) diyor Montaigne:  Montaigne’in görüş, söz ve yazılarında genelde duyduğumuz hava. Atlamıyor. O da olabilir, şu da olabilir. “Atlamama”nın bugün yöneticilerin en önemli becerisi olarak ifadelendirilen dinleme becerisinin temeli olduğunu düşünüyorum. Halbuki hızdan ve kanıtlamaktan ve ikna etmekten ve yoğunluktan hakkını veremediğimiz bir beceri olduğunu düşünüyorum. Montaigne’den öğrenebiliriz. Not: Montaigne’nin kendi zamanında Bordeux Bölgesinin yöneticisi, kralın danıştığı özel uzmanlardan biri ve bölgesel ayrılıklarda çok önemli arabulucu roller üstlenmiş bir politikacı olduğunu da biliyor muydunuz? Bildiğiniz “müzakereci”. Dinleme ve bütün görüşlere –kendi görüşüne dahi- eşit uzaklıkta durma becerisinin burada çok önemli rol oynayabildiğini ve bu çerçevede başkalarının işbirliğini kazanmada yardımcı olduğunu görebiliyorum. Beşyüz yıl önce olsa bile. Ey yöneticiler, lütfen dinleyin ve atlamayın.

3. “Each man is a good education to himself, guided that he has the capacity to spy on himself”/ her insan kendisi için gerçek bir eğitimdir, eğer (kendinden) dışarı çıkıp kendisini bir casus gibi izleyebilme kapasitesi varsa, diyor Montaigne: Bazen en önemli öğretinin, kendimiz  olduğunu unutabiliyoruz. Kendimizi kaynak olarak görmüyoruz bile. Bunun yanında kendine objektif olarak dışardan bakmanın ne kadar zor olduğunu da biliyoruz. Montaigne’in içe dönüşünü başaramazsak bile elimizin altındaki bu kaynağı ne kadar etkin kullansak iyidir. Bunun da aslında yolları var, yöneticiler olarak yavaş yavaş kendimizi bu kaynağı kullanma yöntemlerinde geliştirebiliriz. Nasıl mı? Onu da ayrıca konuşalım.

Sizin şirkette günde kaç kere yalan söyleniyor?
18 Ocak 2011, Zeynep Kurmuş

Son insan kaynakları kongresinde ne kadar çok şeyi ölçtüğümüzü, ne kadar fazla veri biriktirdiğimizi ancak bunların ne kadar azını bilgiye çevirdiğimizi veya kullandığımızı söyleyen konuşmacılarımız vardı. Hele hele insan kaynakları olarak. Katıldım bu söyleme.

Daha önemli şeyleri ölçsek, mesela günde kaç kere müşterimize yalan söylüyoruz? Son iki haftadır abonesi olduğum büyük kuruluşlarla yaptığım görüşmelerde verdigim önerilerin sağır kulaklara gittiğini düşünüyorum. Lütfen söyler misiniz ilgili kişilere diye bitirdiğim konuşmaların tamamı, “tabii efendim, iletiriz” olmasına rağmen içimden bir ses, bana bu görüşlerimin hiçbir yere gitmediğini söylüyor. Bu beyaz yalanları ölçsek ve sonra bunlarla ilgili projeler yapsak anlamlı olmaz mı?


»  WordPress kullanıyoruz.  »  Ahren'e Ahimsa teması için teşekkürler.
© 2009 Şensezgin Kurmuş. Kaynak göstererek alıntı yapabilirsiniz.