Şensezgin Kurmuş » Gelişim

 
»
M
E
N
U
«
Liderlik bir “an” meselesi: Yeni yılda yedi yeni “an” denemesi
4 Ocak 2013, Zeynep Kurmuş

Liderlik teorileri ve becerileri konularında kendimizi geliştirmeye devam ederken ne kadar iyi liderler olduğumuzu belli anlarda ortaya koyduğumuzu hatırlayalım. Liderlik bir “an” meselesi yani. İşte yedi yeni “an” önerisi, ne kadarını uygularsanız kardır.

  1. Takip: Liderlik dahil etme, destekleme işinin yanında, unutmayalım ki bir takip meselesi (involve, support, follow up and follow through). Çalışanlarımıza işleri delege ettiğimiz her anda yakın takibi  sürdürelim, bırakmayalım. Biraz performans baskısı performans getirir.
  2. Spotlar: Spot her üzerinize geldiğinde ya da içinizden üzerinize almak geçtiğinde bırakın, kenara çekilin, etrafı izleyin. Spotlar sizin üzerinizdeyken başkalarını görmek zor. Halbuki esas işimiz ekiplerimizi gözlemlemek, ışıkların onlara dönmesini sağlamak için yollar bulmak.
  3. Ses tonu: Sesiniz her yükseldiğinde düşürün. Azarlanma hissi uzun vadede performans getirmez. Azarlama yerine dinleyin.
  4. Rahatsızlık vermesine rağmen iyi olanı yapmak: Günlük kararlarda liderler de herkes gibi bazen o anın rahatlığı yüzünden iyi olanı yapmaktan vazgeçebiliyor, erteleyebiliyor. Bu sene başınıza böyle bir an geldiğinde rahatı seçmek yerine iyiyi seçin. Başta biraz zorlansak da sonucu hepsine değer.
  5. Bırakmak: Bu sene yine uzun süredir açık kalmış bir dosya ile karşılaştığınızda bu sefer kapatın ve “sıradaki” deyin. Odaklanmak ve enerjimizi doğru yere akıtmak için bu gerekli.
  6. Bir kerede bir şey: Bu sene bütün işler üzerinize geldiğinde, “teker teker” deyin. Gerisi zaten zaman yönetimi prensiplerinde uzmanlaşmak.
  7. Eline sağlık: Bu sene “elinize sağlık” deme anlarını kaçırmayın. Hem size hem de başkalarına iyi gelecektir.

Not: bu yazının ilhamı için ortak aklımıza ve Rubicon Kişisel Liderlik Gelişim serimizin yaratıcısı John Butler’a teşekkürler.

Bir çay daha alabilir miyim?
2 Mart 2010, Zeynep Kurmuş

Ali ile, Avatar’ı (mavi adamlı film değil, havabükücülü olan) izliyoruz. Prens Zuko’nun amcası çok gergin, herkesin birbirine saldıracağı, felakete gebe bir karşılaşma anında, “bir çay daha alabilir miyim lütfen?” diyor. Prens Zuko nasıl böyle tepkisiz kalabilirsin diye sinirleniyor. Herkes gergin bir bekleyiş içindeyken amca çay çeşitlerinin hangisinin hangi ortamda daha lezzetli olacağını söyleyerek devam ediyor.

Ne kadar güzel bir ara.

Aklın devreye girmesini engellemek yerine, delirmeden akıllıca düşünülebilsin diye hem kendine hem de başkalarına fırsat vermek.

Zor bir anda kimseye tehdit oluşturmayacak, kimsenin birbirine laf söyleyerek daha da köpürmesine mahal vermeyecek bir ortam yaratmak.

Doğru anlarda “bir çay daha alabilir miyim” diyebiliyor musunuz, yoksa öfkenin, kızgınlığın, kim kime bastırır göstereyim’in esiri mi oluyorsunuz? Hatırlayın ki duygularınız her zaman beyninizden daha hızlı koşacak ve eğer “o çayı içmezseniz” kendinizi de çok rahat bu duyguların doğruluğuna inandırıp kandıracaksınız.

Zuko’nun amcası kadar dayanıklı mısınız?


»  WordPress kullanıyoruz.  »  Ahren'e Ahimsa teması için teşekkürler.
© 2009 Şensezgin Kurmuş. Kaynak göstererek alıntı yapabilirsiniz.