Burada bizimle ilgili genel bilgileri bulabilir, yeniliklerden haberdar olabilir ve blogumuzu takip edebilirsiniz. Önerileriniz ve yorumlarınızı .
İletişim bilgilerimize buradan ulaşabilirsiniz.
E-bavul bültenimize üye olup arada sırada bizden haber alabilirsiniz. (tabi ki bilgilerinizi hiçbir şart altında kimseyle paylaşmayacağımıza ve size anlamlı ve işe yarar şeyler göndermek için elimizden geleni yapacağımıza söz veriyoruz.) Buradan üye olabiliyorsunuz.
Son insan kaynakları kongresinde ne kadar çok şeyi ölçtüğümüzü, ne kadar fazla veri biriktirdiğimizi ancak bunların ne kadar azını bilgiye çevirdiğimizi veya kullandığımızı söyleyen konuşmacılarımız vardı. Hele hele insan kaynakları olarak. Katıldım bu söyleme.
Daha önemli şeyleri ölçsek, mesela günde kaç kere müşterimize yalan söylüyoruz? Son iki haftadır abonesi olduğum büyük kuruluşlarla yaptığım görüşmelerde verdigim önerilerin sağır kulaklara gittiğini düşünüyorum. Lütfen söyler misiniz ilgili kişilere diye bitirdiğim konuşmaların tamamı, “tabii efendim, iletiriz” olmasına rağmen içimden bir ses, bana bu görüşlerimin hiçbir yere gitmediğini söylüyor. Bu beyaz yalanları ölçsek ve sonra bunlarla ilgili projeler yapsak anlamlı olmaz mı?
Bursaspor’un başarısı, daha önce bu alanlarda varlığı düşünülemeyen bir takımın diğer taşra takımlarına da örnek olacak şekilde ortaya çıkması, bence yönetsel olarak birkaç şeyi kanıtladı:
Yöneticiler olarak sizin büyük hayaliniz ve bu yolda giderken maç maç ilerleyeceğiniz adımlarınız neler? Hiç düşündününüz mü? Seneye bununla başlamak anlamlı olmaz mı?
“Başarılar biri hata yapana kadar sürer; başarısızlıklar sonsuza kadar (“Successes only last until someone screws them up. Failures are forever“).” Sekizinci sezonun açılışında psikiyatri tedavisinden sonra girdiği ilk terapi seansında böyle diyordu Dr. House. Sanki Beşiktaş’ın ruh hali. Kazandıkları maçta bile taraftar mutsuz. Nasıl yaşanmaz bir şey hayat, bakış açısı bu olduğunda.
Hakikaten eğer takılırsanız başarısızlık geçmiyor. Hiçbirşeyin parçası olmak istemiyorsunuz. Halbuki hayat devam ediyor. Başarı çabuk bitiyorsa, o zaman;
Futbol için ne kadar kolay aslında yeni sayfa. Her yeni doksan dakika yeni bir sayfa. Ne büyük şans. Haydi Beşiktaş taraftarı göreyim sizi. Haftaya yeni bir doksan dakika.
Sizin doksan dakikanız ne?
Belki bir sonraki teklifiniz, bir sonraki semineriniz, bir sonraki çay saatiniz, bir sonraki telefon konuşmanız, bir sonraki müşteri görüşmeniz, bir sonraki toplantınız, bir sonraki yönetici görüşmeniz veya bir sonraki gününüz.
Yönettiğiniz takımınızın doksan dakikası ne?
Haydi.
Not: yukarıdaki “devam edebilme, bir sonraki diyebilme, gelişerek devam edebilme” iş hayatında resillience yetkinliği olarak tanımlanmış.
I made a kid. Wooowww I am still married with “THE ONE”. Woowww. I established a company and still working in it. Woww I could write another blog entry. wowww
I made a kid. Wooowww
I am still married with “THE ONE”. Woowww.
I established a company and still working in it. Woww
I could write another blog entry. wowww
Başarıyı uzatma tekniklerim.
Kurumsal yaşamın krizden dolayı iyice zorlandığı ve rekabetin iyice arttığı bu dönemde yöneticiler çalışanlardan yeni fikirler istiyor. Bu arada fikrin bini bir para. Seth Godin geçen gün blogunda yine yazdı. Sorusu “are you an initiator?” Hayata geçirme, yeni birşey başlatma o kadar kolay değil. Yoksa yapılması gerekenler belli. Ve artık aşağı yukarı herkesin nelerin yapılması gerektiği ile ilgili bir fikri var.
Son iki ayda böyle bir başlangıç yaptınız mı? Yoksa genelde ortamda oluşan meselelerle başa çıkmak üzere mi vakit geçiriyorsunuz? Daha ziyade reaktif misiniz? Böyle başlangıçlar yapan bir insanı yakalarsanız kaçırmayın derim. Muhtemelen aynı zamanda acayip yaratıcı bir kafası da vardır.
Kendinizi de bu konuda sorgulayın derim. Artık gerçekten değer yaratan bir şeyi başlatmanın, hayata geçirmenin vakti gelmiş olabilir. En son ne zaman o çok gurur duyduğunuz ve iyi yaptığınızı düşündüğünüz işinizde yeni ve değer katan birşeyin başlangıcını yaptınız?