Şensezgin Kurmuş » İş Arama

 
»
M
E
N
U
«
Eş seçimi bir “recruitment” işidir
11 Kasım 2009, Zeynep Kurmuş

Kendi şirketimizi kurarken, geleceğe kendimizi emin adımlarla taşıyabilmek için insan kaynakları politikamızı “kendimizden iyi olanları işe almak” diye tanımladık. Aynı şekilde devam ediyoruz. Ne aradığımızı biliyoruz.

Kendimizden iyi olanlarla beraber geleceğe gitmek bence eş seçimi için de geçerli. Aksi halde birlikte gidecek bir gelecek üretemiyorsunuz, mücadeleye değer bir birliktelik olmuyor. Eskiyorsunuz, sıkılıyorsunuz, ilişki anlam/değer katamıyor. Değer katmayan yerde de niye dursun insan?

İş ortamı için geçerli olan bu soru ev ortamı için de geçerli. Bu yüzden iş/eş seçerken;

  1. Sizden daha iyi olduğundan emin olun.
  2. Ondan daha iyi bir tarafınız olduğundan emin olun.
  3. Bu iki konuda şeffaf olun.

“Ya bir süre sonra yetişilirse birbirine ne olur?” sorusunun cevabı yazının içinde.

Not: Sizden daha iyi olanı çekebilmek için iş ortamının bütün doğru  “recruitment” (işe alım) stratejileri geçerlidir.

Yaratıcılık (2): Kocamın fotoğraf makinesi ve “sex and cash theory”
13 Ağustos 2009, Zeynep Kurmuş

İş ortamında iş-yaşam dengesi konuları konuşulmaya başlanıp, aynı hızla kapanırken, ev ortamımızda birden eşim fotoğraf makinesi almak üzere kenara bin dolar ayırdığını söyledi. O an bir çığlık attım ve sanki eşim “dün başka bir kadınla birlikte oldum” demiş gibi bir tepki vermişim.

Fotoğraf makinesi lafıyla birlikte birden gözümün önünde bir film şeridi geçti: eşim, bir takım fotoğraf makinesi sahibi arkadaşlarıyla birlikte vapura binip adaya gidiyor, erguvanların resmini çekiyorlar; bir takım sahneleri “ne kadar müthiş” diye yakalıyorlar; günlük konuşmalarında “ışık çok güzel” gibi sözler geçiyor; bunun üzerine bir saat konuşup sonunu da teknik bir lens büyüklüğü sohbeti ile bağlıyorlar. Bu önemli bir gündem haline geliyor günlük hayatta. Bu arada eşim sanat söylemleri, anlamlı sanat üretebilmek ve yaptığı ah ne yüce birşey ve bunu anlamayanlar ah ne aciz inancıyla yaşamını sürdürüyor. Daha da kötüsü yaptığı şeyler ne yazık ki etrafa değer katacak güzellikte değil. Tabiri caizse “kötü işler.” Üstelik iş hayatını da bırakmak üzere. “İş hayatındaki bir takım ilişkiler ne kadar kötü ve kurumsal yaşam insanı ne kadar kısıtlıyor aslında ve öldürüyor” diye söyleniyor…

Bu arada geride sonuç üretilmesi gereken gerçek bir hayat var, iyi ve kötü taraflarıyla. Ve ne yazık ki bu hayatta faturaların ödenmesi gerekiyor.

Benim tepkim bunaymış meğer.

Hugh MacLeod yaratıcılık için sekizinci sıradaki önerisinde “keep your day job” (işinize devam edin) diyor; bunu dasex and cash” teorisi ile de açıklıyor. Yaratıcı bir insanın genelde iki işi olur: birisi seksi/yaratıcı olan, öbürü de faturaları ödeyen, para getiren. O yüzden kendi ufkunuzu geliştirecek işleri yapabilmek için para getiren işi sürekli kenarda tutun, diğer vakitlerinizde de o yaratıcı, beğendiğiniz, bütün benliğinizle sarıldığınız işi yapın. Yaratıcı iş, gerçekten başkalarına da değer katacak kadar iyiyse, kendiliğinden sizi geçindirecek bir değere de sonradan bürünebilir, hem de siz pek uğraşmadan. Doğrudan o yaratıcı ve seksi işi yapacağım diye para kazandığınız işinizden ayrılırsanız üstün derecede iyi de değilseniz nakit yaratamayıp telef olmak işten bile değildir. Kalın harflerle yazdığım buradaki kritik mesele.

Çalışanlara önerim, ya da çalışma hayatına gireceklere önerim: işinize girin, beğendiğinize giremiyorsanız, herhangi bir işe girin (cash). Beyninizi ve benliğinizi doyuracak ikinci işi kalan zamanınızda yapın (sex). Nereden bulacağız o zamanı? Kimse kolay olacağını söylemedi. Daha fazla çalışmanız gerekiyor, ancak ikincisi zaten ruhu o kadar doyurucu ki çalışırken yorulmuyorsunuz, öbürü ise geçiminizi sağlıyor.

Biz yöneticiler için: oturduğu pozisyondaki iş, o çalışanınınız için “cash” işi ise, çalışanlarınızı diğer zamanlarda daha yakından tanıyarak veya keşfederek, “sex” işi veya uğraşı bulabilecekleri platformu aynı iş ortamında ya da çevresinde yaratın. O tatmin ve keyif duygusunu yaşamayı tetikleyecek insan yine kurumundan çıkmış olsun gerekirse. Böyle bir yaratıcı hobisi/işi olmayan insanları da zorlayın bu kanala yönelsinler, bir seksi uğraş bulsunlar. Bulabilirler merak etmeyin–illa ki herkesin içinde bir yaratıcı çocuk gizli çünkü, sonradan böyle oluyoruz. İkinci işteki yaratıcılık muhakkak “cash” işe de zamanla yansıyor. Örneğin kurumlardaki sosyal aktivite kulüpleri bunun için başlangıç olabilir, ancak hakkını verdirirseniz.

Not: Tabii eşim ilk paragrafta tarif edilen film sahneleri seviyesine hiç gitmedi, gitmez de büyük ihtimal ama benim o günkü tepkim sanırım o sahnelerin gözümün önüne gelişi ve ardından düşülecekmiş gibi gelen “kurban” muhabbetiydi.

Önce iş mi seçmeli yoksa işyeri mi?
23 Mart 2009, Emel

Eleman seçme ve yerleştirme işine şirketler açısından baktığımızda seçtiklerimizin en kısa sürede en üstün performansa ulaşabilmesini hedefliyoruz. Düsturumuz da “doğru işe doğru insan.” Onun için önce işi konuşturuyoruz ve aradığı insanı tarif ettiriyoruz. Sonra da çok çeşitli yöntemler kullanarak potansiyeli bu tarife en uygun insanı, bulabildiğimiz adaylar arasından seçiyoruz. Çok mantıklı bir yaklaşım.

Peki aynı yaklaşım iş arayanlar için de geçerli mi? Yani önce insanlar kendi potansiyellerini tarif etseler  ve alternatifleri birden çoksa kendi potansiyellerine en uygun işi seçseler, kendileri için en doğru seçimi yapmış olurlar mı?

Benim görüşüm OLMAYABİLİRLER.  Çalışmak üzere birden çok alternatifiniz varsa öncelik sıralamanızı daha çok çalışmak istediğiniz iş yerinden başlayarak yapın. Sebebi de şu: Bir çok insan özdeşleşemediği ve kendini ait hissetmediği bir iş yerinde potansiyelinin çok altında performans göstererek çalışıyor. Bu durum hem kişiye hem de şirkete değer ve özdeğer kaybı olarak geri dönüyor.

İş yerinizi seçerken kullanabileceğiniz bir kaç ip ucu:

  • Web sitesinde dolaşın. İfade tonu sizin kendinizi ifade tonunuzla uyumlu mu?
  • Mülakatınızı yapan kişiler dışında bir kaç kişi ile tanışma fırsatı yaratın. Kapıdaki görevli, randevuyu ayarlayan uzman gibi. Kişisel duruşunuzla paralellikler bulabiliyor musunuz?
  • Mümkünse müşterisi olun, varsa çağrı merkezini arayın, müşterilerinden birileri ile konuşun ve yaşanan tecrübeleri değerlendirin. Bu hizmet yaklaşımının parçası olmak ister misiniz?
  • Mülakatlar sırasında o iş yerini neden seçmelisinizin cevabını almaya çalışın. Yani uygun bir dille açık açık sorun. Bakalım ne cevap verecekler. Satır aralarını değerlendirin. Gerçekten en çalışmaya değer yer orası mı sizin için?

Bugün içinde bulunduğumuz şartlar size çok da seçim şansı bırakmıyor olabilir. Ama unutmayın iş hayatı uzun, seçimlerinizi her zaman sorgulayabilirsiniz.  Patronu olduğunuz kendi işyerinize bile yabancılaşabiliyorsunuz bazen ve ortağınızdan ayrılmayı seçebiliyorsunuz. Geç kalmamak için önemli olan ne istediğinizi bilmeniz. Ne iş yapmak istediğinizin önüne  nasıl bir işyerinde çalışmak istediğinizi yazın, potansiyelinizi performansa dönüştürmenin önşartı bu!


»  WordPress kullanıyoruz.  »  Ahren'e Ahimsa teması için teşekkürler.
© 2009 Şensezgin Kurmuş. Kaynak göstererek alıntı yapabilirsiniz.