Burada bizimle ilgili genel bilgileri bulabilir, yeniliklerden haberdar olabilir ve blogumuzu takip edebilirsiniz. Önerileriniz ve yorumlarınızı .
İletişim bilgilerimize buradan ulaşabilirsiniz.
E-bavul bültenimize üye olup arada sırada bizden haber alabilirsiniz. (tabi ki bilgilerinizi hiçbir şart altında kimseyle paylaşmayacağımıza ve size anlamlı ve işe yarar şeyler göndermek için elimizden geleni yapacağımıza söz veriyoruz.) Buradan üye olabiliyorsunuz.
Gireni görüyoruz da çıkanı görmüyoruz.
Mutsuzluğun büyük kısmı da buradan geliyor sanırım.
“Deli gibi satış yapılıyor, insanlar alıyor hatta ben satıyorum. Bana düşene bak, bu kadar çaba gösteriyoruz, verdiklerine bak.”
Bu kriz ortamında hem çalışanlar hem patronlar üzerinde baskı çok. Marjlar düştü, firmalar ayakta kalmak için uğraşıyorlar. Satışlar girişi gösteriyor çok net, ancak herkes maalesef deponun ne kadar elektrik masrafı getirdiğini, o ay açık kalmanın kaça mal olduğunu, yönetici ve çalışan olarak durduğumuzda kaça mal olduğumuzu o kadar net görmüyor. O ayki girişle beraber çıkışı da eş zamanlı olarak görse aynı şekilde düşünür mü acaba insanlar? Kar ve nakit akışı çoğu çalışan için teorik birer kavram. Bu kavramları gerçekten anlayınca, davranış değişikliği beraberinde geliyor.
İki şekilde:
Çalışanlarınıza büyük resmi göstermekten korkmayın. O zaman sizi daha iyi anlayacaklar.
Geçenlerde oğlumun okulunda okul aile birliği seçimlerine gittim.
Okul aile birliği yöneticileri velilere ve öğretmenlere yıl içinde yaptıklarını anlattıkça ortaya birlikte olmaktan keyif almış, güzel sonuçlar üretmiş, tekrar aynı şekilde çalışmaya motive ve hazır bir grup resmi çıktı. Her üye aynı iyi duyguları sanki önceden ağızbirliği yapmış gibi tekrarladı.
Görümcem diye söylemiyorum ama başkan Zeynep Hürbaş’ın müthiş bir takım oluşturma örneği ortaya koyduğunu düşünüyorum. Hiyerarşik gücünü kullanmadan iş yapılan bir ortamda bu kadın nasıl bu ekibi yarattı, bu ekip nasıl bu kadar bağlı, şevkle yeni senenin yoğun çalışmalarını göğüslemeye hazır bir durumda ortaya çıktı? Bu arada hiyerarşik güç kullanmadan sonuç üretmek sivil toplum kuruluşlarında zaten şart, ama görev tanımınızın ötesine gitmek istediğiniz her organizasyonda da aynı derece gerekli bir beceri. Aslında cevap tipik liderlik prensiplerinde:
Üstelik de Zeynep komik. Sevilebilirlik (likeability) her zaman yararlıdır (lütfen etkileme etiketli blog yazılarımıza çıktıkça bakınız)
Adalet. Hepimiz yüceliğine inanıyoruz. Hepimiz değer veriyoruz bu kavrama. “Adil yönetim” diyoruz günlük iş hayatında. Özellikle bugünün gündeminde insan kaynaklarının peşinden koştuğu adalet kavramının, işin gerçeklerini anlamakla alakalı bir tarafının olduğunu düşünüyorum.
Soyut boyutta tabii ki çalışanlarımıza iyi davranmak, insan olarak değer vermek, değerleri yaşatmak gerekiyor adalet hissini beslemek için. Ancak, ne yazık ki soyut boyuttaki bu çabamız bazı işlerin hor görülmesini, bazı departmanların okları üzerine çekmesini, bazı uygulamaların yine de “haksızlık” diye değerlendirilmesini engellemiyor iş ortamında. Örnek bir soru: 2009’da tüm bütçeler kısılırken, maaşlar artırılmaz, işe alımlar durdurulup, genel yöentim giderlerini kısmak için daha sıkışık düzende çalışmak üzere odalar binalar boşaltılırken, koca firmadaki beş kişilik tasarım ekibi ek klima taktırmak ve odalarını genişletmek üzere talepte bulunur ve bu talep kabul edilir. Sizce bu çalışanlar arasında huzursuzluk yaratır mı? Lütfen kendinizi çalışanlar yerine koyup cevap verin. Cevabınız eğer evetse, bunun çalışanlar arasında yaratacağı huzursuzluğu doğru yönetmek gerekiyor. Ne yapalım?
Tüm çalışanlar herkesin (ve tabi ki kendilerinin) büyük resmin neresinde durduğunu, ne getirdiğini, götürdüğünü, günlük hareketlerinin bu resme etkisinin ne olduğunu görmüyor ve bilmiyorlarsa, mümkün mü böyle demeleri?
Gerçekleri bu şekilde görmeden ve konuyu bu şekilde ortaya koymadan mümkün değil diye düşünüyorum. Adalet bu şeffaflık ve kavrayışla gelecek bence.