Şensezgin Kurmuş » Yaratıcılık

 
»
M
E
N
U
«
Elif Şafak’ın yöneticilere ne yararı var?
25 Ocak 2011, Zeynep Kurmuş

Elif Şafak

Uzmanların yaratıcılık konusundaki ortak fikirleri yeni ve yaratıcı fikirler üretebilmek için beynimize  yeni girdiler sağlamanın, farklı ortamlarla ve farklı bağlantılarla karşılaşmanın kritik olduğu. Farklı ortamlar, farklı bağlantılar, farklı bakışlar, yaşayışlar, görüşler önemli.

Elif Şafak TED’deki konuşmasında edebiyatın kendisi için anlamını biraz da buraya bağlıyor. Edebiyatı bizi kendi etrafımıza ördüğümüz duvarların dışına çıkartan, dışarıyı, başkalarını, onların hayata bakışlarını birazcık da olsa görmemize, tanımamıza destek olan güvenli bir kanal olarak konumlandırdığını söylüyor. Bence de edebiyat yaratıcılığın ihtiyacı olan çeşitliliği hayatımıza kazandırmanın çok iyi bir yolu.

Yani biz yöneticiler olarak arada sırada başımızı işten, işle ilgili yayınlardan kaldırıp biraz da roman okumalıyız. Emin olun çok yararı olacak.

Maymun beyinli Zeynep
6 Mayıs 2010, Zeynep Kurmuş

Geceleri yattığımda çoğunlukla beynim durmuyor. Derdimi anladım şimdi: maymun beyinliymişim. Sağolsun Bob Poole bunun adını benim anlayacağım türden koymuş. Küçük maymunları bilirsiniz oradan oraya atlarlar, hızla bir daldan bir dala koşarlar. Benim düşüncelerim de kafamı yastığa koyduğumda o şekilde koşuyorlar. Bir sonraki günkü seminerin başlangıç cümlesinden, yeni ürünün tasarımına, bir sonraki müşteri ziyaretinde ne söyleyeceğimden, gelecek yılın stratejilerine, değerlendirme araçlarından danışman sözleşmelerine kadar daldan dalda (pardon düşünceden düşünceye) atlıyor maymun. Böyle anlarda maymunu yakalamak yerine geri çekilip sadece gözlemlemek maymunu kendi turuna bırakmak, ancak bunu yaparken yanında gözlemci olarak bir kağıt kalem bulundurmayı veya küçük bir kayıt cihazı bulundurmayı öneriyor Poole.

Arada tasarımlarımı uykuda yaptığımı biliyordum. Hatta uykuya yatmak ya da “durmak” en önemli meziyetlerimden biri diye düşünüyordum. Bu benzetme ile kendime geldim. Yaratıcılığın ne zaman geleceği belli değil ama uyku zamanları müthiş, kovalamak yerine kucaklayın maymunu, gözlemleyin, not alın ordan oraya atlayan düşünceleri. Almazsanız maymun gibi kaçacaklar, sabaha unutacaksınız. Not alırsanız bazı müthiş fikirleri yakalayıp bazılarının ise aslında maymunda kalsaymış daha iyi olacak fikirler olduğunu görecek, en azından ah neydi diye boşu boşuna üzülmeyeceksiniz.

Maymun beyinlilik yaratıcılığı tetikliyor. Bu anlarını yakalamanızı öneririm. Tabii, bu seviyede bir maymun beyinlilik durumu sadece işe gerçekten dahil olduğunuzda, aklınızı işinize gerçekten verdiğinizde ortaya çıkıyor. Patronların, bazen üst düzey yöneticilerin kafalarında işle yatıp kalkması çok şaşırtıcı değil. Diğer çalışanlar da kafalarını bu kadar takarlar mı? Herhalde hayır. Ama ya öyle olsaydı?

Potansiyel sonsuz. İnanılmaz fikirler yakalanacağına eminim.

Bob Poole’u okuyun. Son zamanlarda rastladığım en iyi satış kitabı.


Böyle ay tasviri olur mu?
14 Aralık 2009, Zeynep Kurmuş

So Distant

Yine Proust.

“sometimes in the afternoon sky a white moon would creep up like a little cloud, furtive, without display, suggesting an actress who does not have to “come on” for a while, so goes “in front” in her ordinary clothes to watch the rest of the company for a moment, but keeps in the background, not wishing to attract attention to herself”

Ve ben sadece ne kadar güzel diyebiliyorum. Kısır, klişe.

Ay klişelerinden kurtulmanın yolu gerçekten bakmak, görmek için bakmak ve başka birikimlerle yansıtmaktan geçiyor demek ki. Yönetim klişelerinden kurtulmanın yolu da.

Yaratıcılık (5): Nereden gelecek bu yeni fikirler?
8 Eylül 2009, Zeynep Kurmuş

Operasyonel yük içerisinde günlük işlerle boğulurken, yaratıcı süreçlere bilinçli olarak vakit ayrılırsa yaratıcı fikirleri yakalamanın daha muhtemel olabileceğini söylemiştik. Bazen yaratıcılık yapılandırılmış (structured) süreçlerden ve tetiklemelerden destek alarak ortaya çıkıyor. Eğer takımınıza, departmanınıza ya da genel olarak tüm şirketinize yeni bir değer yaratacak fikir arayışındaysanız bir ara aşağıdaki dört soruyu kendinize sorun. Bu soruları ortak akıldan istifade ederek cevaplamaya çalışmanızı öneririm. Böylece tüm takım da işin parçası olmuş olur:

  1. Düşür: İşimizdeki hangi özellikler/hangi unsurlar sektör ortalamasının bayağı altına düşürülmeli? (Reduce: what factors should be reduced well below the industry standard?)
  2. Ele: Sektör kabullerinden hangileri elenmeli? (Eliminate: what factors should be eliminated that the industry has taken for granted?)
  3. Yarat: Sektörün şu ana kadar hiç sunmadığı özellikler neler? (Create: what factors should be created that the industry has never offered?)
  4. Yükselt: Hangi unsurlar endüstri standartlarının çok üstüne çıkarılıp sunulmalı? (Raise: What factors should be raised well beyond the industry standard?)

Bu sorulara verdikleri iyi cevaplarla yeni fikirler yakalamış ve hızlı büyümüş firma örneklerinden bazıları: Amazon, Starbucks, Body Shop, Bloomberg, Barnes and Nobles. Türkiye’de de bu sorulara iyi cevaplar bulmuş bazı örnekler de hemen akla geliyor: Advantage Card (eski hali tabi), t-box, dükkan, Yemek Sepeti gibi. Neden sizin departmanınız da aynı yoldan geçmesin? Tabi fikri bulduktn sonra çok başarılı şekilde hayata geçirmek de var,  ama…

Yaratıcı süreçler çok akıllı ve yapısal sorularla başlayabiliyor, unutmayın.

(Bu arada bazılarınız büyük ihtimalle “e bu zaten Kim ve Mauborgne’un Blue Ocean Strategy kitabındaki şey” diyorsunuzdur. Doğrudur. O kitabı ayrıca tavsiye ederim. Ama bu yazının anafikri Blue Ocean Strategy yöntemi uygulayın değil, yaratıcılık yapılandırılmış süreçlerle de tetiklenebilir. Benzer başka bir durum için bakınız TBWA’in Disruption toplantıları.)

Blue Ocean Strategy Kapak

Yaratıcılık (4): Yaratıcılık ve girişimcilik
18 Ağustos 2009, Zeynep Kurmuş

Kendim de aslında (en azından bugüne kadar geldiğime göre) bir girişimci olduğum için her zaman yaratıcılıkla girişimciliğin bir bağlantısı olduğunu düşünürdüm. Yaratıcı insanlar, yeni fikirleri deneme riskini alan insanlar girişimci olur. O zaman her çalışanımızı bu girişimci ruhla donatabilirsek kimbilir ne kadar yaratıcı fikirlere yelken açarız…

Seth Godin’in kendine özgü MBA programı katılımcılarından Allen Young’ın girişimcilik ile ilgili önemli bir saptaması var.  Girişimci diyor, bir, satış konusuna karşı içinden gelen direnci yenebilmiştir; iki, “scaling effect”in (boyut etkisi diye çevirdim) farkındadır. Bu ikisini başaramayanlar bağımsız bir hobi sahibidir aslında girişimci değil. Cadde kenarında bir butik veya Zara zincirinin sahibi olmak arasındaki fark budur.

Kendime mesaj: kendimi yaratıcı bir girişimci (her eğitim programımızı çalışa çalışa özene bezene çok yaratıcı fikirlerle yaratıyoruz ve beğeninizi kazanıyoruz) diye tanımlarken, sadece bağımsız bir hobi sahibiymişim meğer.

Size mesaj: Şirketlerde her seviye çalışanda yaratıcı girişimciliği teşvik ederken, bağımsız hobi sahibi seviyesinde bırakacak fikirleri de teşvik edelim ama gerçekten değer getirecek, esas girişimci fikirleri de ayırt etmeyi becerelim.


»  WordPress kullanıyoruz.  »  Ahren'e Ahimsa teması için teşekkürler.
© 2009 Şensezgin Kurmuş. Kaynak göstererek alıntı yapabilirsiniz.