marcel

“Yaşama sanatı, bize acı çektiren insanlardan yararlanmaktır.” Marcel Proust

Proust’a göre bir problem olmadan, bir acı yaşamadan, işler umduğumuzun dışında veya ters gitmeden bir şeyi gerçekten öğrenmiyor insan. Proust, insanın ancak rahatsızlık ve mutsuzluk ortamlarında zihni besleyen ve kendini zorlayan düşünceler üretebileceğine inanıyor. Temel bir dürtüden dolayı: o rahatsızlıktan, mutsuzluktan kurtulabilme isteği. Diyor ki: Esas (düşünce) üretim(i) acıların tetiklemesiyle oluşuyor. Çalışanlarımıza bu “esas üretim” için acı mı çektireceğiz yani? Evet!!! Kesinlikle. Acı, yaratıcı ve kaliteli düşünceler ürettirebiliyor ama acıyla başa çıkamayanlar için çok ağır sonuçları da olabiliyor. Yani, her acı çeken insandan aynı zamanda bir Nietzsche veya Nazım çıkmıyor. Bizim de bu durumda yönetsel olarak önemli bir sorumluluğumuz var: Çalışanları bu acıyı çekecekleri ortamlarda bırakırken geçecekleri öğrenme sularında yanlarında olmak, başarısızlıktan dolayı çaresiz hissettikleri sınırda başarısızlıktan öğrendikleriyle tekrar denemelerini sağlamak; hem de bu sefer o kadar acıtmadan, birlikte. Bu çok önemli bir denge., tutturamamak da çok sık rastlanan bir durum. Şimdi oturup çalışanlarınıza nasıl “acı” çektireceğinizi düşünün. Sonra da nasıl o dengeyi sağlayacağınızı..

Add a Comment

You must be logged in to post a comment